Kuşüzümü ve tarçın kokulu yalnızlık

Her gün gözyaşı akarsa zamanla başka ne işe yarar ki bir gözbebeği? Anlamsız boş boş bakan bir çift gözden ibaretse yüzüm,suçlu mu aramalı zamana yenik düştük
diye ? Ben hiç bir şey yapmayayım..sadece hayallerimle kedinin yumakla oynadığı gibi oynayayım istiyorum.Çok biliyorum ben,çok kere kendimden nefret etmeliydim oysa ki

Susmayı bilememiş kar tanesi

Kardanadamların yüzünde nedense hep bir mahsun olma hali yatar.Nedense ben her kardanadam gördüğümde hüzünlenirim,tabiki bunda doğru düzgün kar/kardanadam görememiş bir çocukluğun yattığınıda eklemeliyim.Bizim oralarda kış yaşanmazdı sanki. kar yağmayan bir şehirdi bizim orası..Soğuk bile olsa biz görmezdik..Kar yağmasa da o şehirde üşüyen birileri vardı ama..Biz sanki hiç üşümezdik..Dışarısının bütün soğuğundan/pisliğinden arınmış bir çocukluktu..Kimse dokunamazdı sanki masumluğumuza.. El değmemiş bir masumluk..

Sonrasında hiç üşümemiş bedenlerimiz yavas yavas dışarıya kaçmak istedi.çok merak ettik dışarıda olan biteni..İçinde olalım istedik hep o çok merak ettiğimiz dünyanın..Orda anne sevgisi baba şevkati yoktu..Farkında da değildik olmayışlarının o günlerde..Ama sonrasında bir tokatla hissettik onların orada bizim yanımızda olmadıklarını.Çok kereler üşüdüğümde babamın üzerime battaniye örtmesini bekledim..Annemden gelecek olan bir çorba yada..Büyüdüm,çorba yapabilecek kadar büyüdüm,ama ne onun tadı vardı hiçbirinde ne de kendi kendimi sarıp sarmalamam benziyordu babamın battaniyesine

Karşı Sokağın Cin(s)leri

Gülümseyişini virajlardan kalbime taşıdım.bana ait olmadıkça benim olan ruhumu kanattım..Bin parçayım sessizliğinle..içimde sana/yarına dair umutlarımla gülümsüyorum işte..Kelimelerin kalıpsız kaldığı bir gece yarısı sana tutunmak ne denli içler acısı görüyorum/gösteriyorum kızgınlığıma.. Eser kalmamış dünkü efkarımdan . "gözyaşım utangaç boynunun inciden busesi" olmamış.. "her damla vedası seninle bir veda busesi " olamamış.. Yitip gitmişiz kimsesizlikler diyarına…

Kurcalamak gerek düşleri bazen.."bazenleri" hüzünün belli belirsiz keyfini tatmak gerekir. ister istemez tutuşturmak gerekir avcumuza çocukluk düşlerimizi..Ben mesela.. Balık olmuşumdur çocukluk düşlerimde.. Bir balık için ağlamışımdır çoğu kez..niye öldü diye.. Oysa en sevdiğim şey de balık yemekti.. Gene ağlardım balık çekti canım diye.. Çocukluk düşleri bile çelişkilerle tezatlıklarla dolu olan bir bireyden hangi savasta galip gelmesini beklemek doğru olur ki..
Yanlış/Doğru/Güzel/Çirkin…kim neydi kimin sıfatı hangisiydi bu kovalmacada?
Çek şimdi yüreğim,bildiğin yere.Kaybet kendini getirme geri..Baktın olmadı at kendini denize ..balık ol..suda öl..bana geri gelme ama,bende o cesaret yok.seni taşımak demek yetinmek demek çünkü..bilmiyorum o duyguyu ne,susmayı da bilemediğim gibi..gidesim var gene.. orda olduğunu beni beklediğini biliyorum oysa..sahiden gelsem/gitmesem/göndermesen… ? ? ?Neyin cevabı olur ki bunların bütünü ?

Kelepçe takıp göbek atmaya benzer bu dünyada esir olmak..

Anlayana..

Çenesi kopasıca klavye cadısı

Kelimeleri birbirine dolandırıp yazmak var mıdır başka başka diyarlarda da? Niye her salisesinde hüzün kokmak zorundadır ki satır araları ? Çok soru sormamayı da öğretemedim kendime zaten.. bu neşeli bir yazı olacağa benziyor..hayretler içerisindeyiz ailecek .. belki içinde ders alıncak noktalarımda olabilir..ne yani çok şükü r ki bilgiliyiz..elimiz de kalem tutuyor.pardon klavye tutuyor..yada her ne haltsa..sahi nedir bu klavye cadılığı ? nerde benim renkli kalemlerimm ?  ? ?

Sorulardan/sorunlardan bıkmış insan sürüsü her daim kendine illaki sorun çıkarmadan rahat edemiyor bunu anladım.. her seferinde “hayıır asla ve asla bunu bir daha yapmayacağım,akıllandım ben,süperim ben “kelamları etse bile kendide görmelidir ki bu mal olma hali bir yapıştı mı bir daha çıkmıyor..çok sevdiğim felsefi sözlerden birine yer vermek istiyorum şimdi izninle okuyucu .. ” çok yaratıcı biriyimdir..acayip sorun yaratırım..! ” bu süper ötesi felsefi sözü pankart yapıp tutuşturmak gerek bir çoklarının ellerine..yada t-shırt olarak basalım..bir örnek gezeriz hepcek.. renkli rekli yaparız istersek..mallık derecemize göre gider renkler..kimse kimsenin derecesini bilmez..yok bu fikir iyi değil.sınıf ayrımcılığı yapmanın sırası değil.biz ki bu zülümden çekmiş bir milletin evlatları iken barıştan kardeşlikten yana olmak yerine ayrımcılığa teşvik etmemeliyiz genc ve ( boş ) beyinlerimizi..dimi efenim.. burda susmam gerek sanırım..tamam..
Üzüldüğüm geceler boyu ağladığım -ki burda abartıyorum- bir başka önemli mevzuu da aslında aynada gördüklerimizin bir yansıma olduğunu bilmiyor oluşumuzdur..” ne kadar salakçaaaaağğay” diye geviş getiren birileri muhakkak ki var bu fikrime..neyseki kulağımda pamuk tıkalı,malum serinledi havalar orta kulak coşmasın gene..yazının ana fikri de şipşak geldi böylelikle..eevveett neyymişş sağlığımıza dikkat ediyormuşuzz.. bir daha tekrarlayalım ” saağlığımızağ dikkaath ediyoruzzz” bravo bize..aklıma diş fırçalama geyiği “tam iki dakika ” geldi birden ama korkmayın paylaşmıyorum..zira kabusum idi o şarkı benim mini mini bir zamanımınnn..bide utanmadan şarkı gibi söylerdik..pek malmışızz ..denmez öyle ne ayıpp mal çocuk olmazzzz sus bakiimm..
Evet her paragraf sonunda kendimi susturarak bir yazının da sonuna gelmiş bulunuyorum..mana ve ehemmiyeti bakımından üst sıralarda olmasını beklediğim bu yazıyı okuyan sevgili okuyucularıma bol neşeli günler dilerim efenim

Bahçedeki Sandal

kimi zaman yersiz düşlere dalardım,hep aklım toparlardı beni “saçmalama hiç mantıklı değil bu hayalin” derdi..ne zaman hayale dalsam sıyrılırdım kendimden..kimsenin hiç bilmediği biriydim ben..kimsenin görmediği dokunmadığı..bütün pisliğine rağmen hayatın gülümseyen yüzüydüm..içimde hep bir umut..
bahçede sandal..
denize açılmayı bekleyen..
oysa denizde olsa kurumazdı böyle,boyası dökülmezdi..ait olduğu yerde olmalıydı sandal..aklım,hani bana mantıklı ol diyen aklım bunu görmezden gelirdi..oysa gayet açıktı sandalın denizde olması gerektiği..mantıken böyleydi ama aklım bana hep oyun oynardı..
işine geleni secerdi

şimdilerde ben ve aklım iyi geçiniyoruz..sandalı başladık itmeye denize doğru..bekliyoruz bekliyoruz bekliyoruz..

gücüm yettiğince..
sen şimdi yardım etme bana..sen hep denizde kalmasını sağla..bırak ben çıkarayım onu denize..

seni seviyorum,seviyorum seni