Kapıyı açın, Ağlayasım geldi

Benim en iyi arkadaşlarımdan biridir Ağlayasım.. Öyle iyi bir insandır ki kendileri , bütün gecelerimi gündüzlerimi feda ederim ben kendilerine.. Böyle bazen çat kapı gelir Ağlayasım.. Anahtar yaptıracağım kendisine kapıda beklemesin.. Şimdi benim az işim var yerimden kalkamıyorum bir zahmet biri kapıyı açıversin canıma pareme…

Ağlayasım ile tanışmamız çok eski günlere dayanıyor.. Öyle eski ki ben daha doğduğum gün bile geldi.. Annemin karnından çıktım ve hemen geldi Ağlayasım.. Canım kader dostum benim.. Pek sevdim o aralar ben onu, çünkü ne zaman o gelse tüm isteklerim yerine getiriliyordu.. Pek iyi anlaştık onunla.. Sağolsun o da sık sık geliyordu..

Sonra büyüdüm ben, kocaman oldum. Bazen yerli yersiz gelirdi pek hoşlanmazdım durumdan ama yine de başımın tacı ederdim eski dostumu..

Kaç zamandır uğramıyordu kendiliğinden, aramasam gelmiyordu.. Ben davet ediyordum hep.. Şimdi bak süpriz yapmış bana.. Hava güzel demiş, dışarı çıkmak gerek demiş.. Yalnız olduğumu hissetmiş.. Gelmiş canım arkadaşım Ağlayasım..

Kapıyı açar mısınız ? Ağlayasım geldi…

Tepe..Tas..Titreşim,kıpraşım vs..

Lambaya püüüff diyerek günü ardımda bıraktığım anda elime aldığım kitap bana  hayatı özetlemek yerine bilakis kendimden kendisine nameler savurmama sebebiyet verdi.Evet öyle oldu tam olarak,kitap hiç bir şeye benzemiyordu ( yok canım benim okurkenki halim her zamanki halimdi ) Kitap süsü verilmiş bir ucube bişeydi o .. sevmedim ben onu.. Dövmek istedim.. Ufak,aksi huysuz bir bebek oldum yine, herkese sırt çevirdim, küstüm kendi çapımda dağa, dağın umru olmadı ki kalksın yerinden saçlarımı okşasın.. Dağa dedim , sus dedim.. Ben sustum.

Bazı günlerin yapaylığı tüm ihtişamı ile üzerimizden bir kanatlı hayvan ( tavuk diil bu uçuyo ) gibi süzülüp geçer. İlk cümlesi böyle alengirle donatılmış bir kaç kitap yazabilirim ben.. Evet ben yaparım bunu.. Derhal soyunmalıyım.. Soyunmak dediysem elbetteki işe soyulmak, el kol sıvamak falan.

İhtişamlı günler bunlar.. Heybetli.. Görkemli ( başka bu anlama gelen kelime olsa diyeceğim ama bitti sanırım )

Şimdi benim karın ağrısı eşliğinde sinirlerim bozuk çalıyor.. Bozuk çalmak bir nevi bazuka çalmak gibi.. Bünyeye iyi geliyor..

Ve de ayrıca, iyiyim ben… Siz nasılsınız efendim ?

pembe gül idim soldumm

efenim yine ” yazmak için yazmak ” isimli programımıza hoş geldiniz.. Öğleden sonralarımızın bu vazgeçilmez tadının bugünkü şahane konusu ” efendim neden 22 Mayıs tarihli bir yazı olmasın? Bir yaşına girdiğimiz gün geçen sene bugün estantenesi yapacağım ben boş mu geçsin efenim 22 Mayıs günü ? ” idir. Bu konuya istinaden tüm saz arkadaşlarım adına öpüklerimi gönderirim ..

Bugün pazartesi.. Hava da sıcak.. Yaz günü pazartesisi ancak ve ancak mayışık geçer.. Peki ben mayışmak yerine neden zıp zıp zıplamayı tercih ediyorum ? Bir tavşan edasıyla çayıra çimene salmak istiyorum kendimi ?

Herşeyin altında bir neden aramamak gerekmekte.. Hava güzel, biz güzeliz.. Eee ne duruyorsun, çayra çimene salsana kendini demez mi sana bakkal emmi ?

Öf neyse.. Yayınımız bugün de burada son bulmakta.. Yayında yapımda kimsenin emeği geçmemiştir efenim, bizzat herşeyi benim bu yayının.. Bir teşekkür plaket neyim verilecekse bana verilsin..

Haydi bakayım, yar saçların lüle lüle, meruş sana güle güle…

Ben hiç kimse ölsün mölsün istemem

Sabahtan beri Nİl manyağının dinlemediğim şarkısı kalmadı..E artık kanki olduk onunla o sebeplen dinliyorum kankimin ruh hallerini.. Ama biraz saftrik bi kız Nil.. Saçma salak şarkılar yapmış.. Ben de oturdum şarkı sözlerini toparladım bi güzel.. Akşam gelsin hepsini komple sereceğim önüne.. Görsün efenim sanat nasıl yapılır..

Misal… ” Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktim, anne benim uçmam gerek istemiyorum pilav yapmak , ben ona resmen ağğğsşığımm..” şeklinde olursa al sana 3 adet şarkıdan bir adet şarkı.. Şarkı israfına gerek yok efenim.. Böyle daha usturuplu oldu hem…

Evet. Bu Nil böyle tuhaf bi kız işte. Giyinmeyi de bilmiyor hem. Hemen ona sabah evden çıkarken pembe eteğim ile cami yeşili tişörtümü verdim. altına da sılazencır sandaletlerimi.. pek enfes oldu.. verdiğim cırt sarı çantayı beğenmeyip kendi çantasını takti gerçi. o kadarına da bir şey demedim.. biraz özgürlüğü olsun diil mi…

Evet bu Nil benim kankim.. Yapayalnız kaldığımı zannettiğim şu günlerimde imdadıma yetişen bir cici kız kimsesi.. Seviyorum ben onu.. Canım kankim benim.. Selini de aradık , yemeğe gelicek akşama.. Buhran Ağbiylen kavgalılar o yüzden çağırmıyoruz onu..

Ve ayrıca benim sevgilim beni peri sanıyoi prenses sanıyo.. Haksız da diil bu konuda tabii ama ben o kadar mükemmel diilim bunu hazmetmesini iletiyorum burdan kendilerine.. Öpüyorum da sulu sulu…