Aşure Koydum Tasa

Bazen olmaması gibidir ya hani herşey, illa ki derinine saklamayı yeğleriz hani olayları.. Çok meraklı olduğumu düşünüyorum bugünlerde bu konuda. herşeyi birbirine karıştırıp aklımca aşure yapacağım ve hayatımdaki herkesi doyuracağım.. Tarifimi de kendi kendime oluşturdum ve oturdum ellerimle aşure yaptım !

Annem için kuru kayısı koydum,kayısı sağlık verir, bağırsakları çalıştırır. Ve benim annem ben bağırsam da bağırmasam da beni sever.. Babam için kuş üzümü ekledim aşureme.. Kuş üzümü mini mini hayallerimi temsil eder, özlemlerimi, kokusunu çok sevdiğim babamın huzurunu verir kuş üzümü.. Kuşun kanadına takar gönderirim diye ona olan özlemimi.. Kızların herbiri için birer portakal rendelerim.. Kabuğu eridikçe daha bir yakınlaşır olurlar bana diye, o güzel kokuları karışır diye dünyama.. Canımın parçası için nohutları atıkladım. En beyazlarını seçtim, en tazelerini, en güzellerini.. İnci kolye tadında kalsınlar diye dünyamın içinde.. Dostlarım için şeker ekledim bolca zira şekersiz kıvam bulamaz benim aşurem.. Özlediklerim için doldurdum geri kalan tüm malzemeleri, teker teker pişmanlıklarımı hüzünlerimi.. Lezzetli oldu aşurem.. Çok güzel oldu

Yesinler diye tabaklara koydum ama baktım ki yanında bir kase de “huysuzluk” vermişim. “üzüntü”vermişim.. Unutmuşum “gülücük” koymayı yanına..

Tabaklarımın hepsi yenmeden geri gönderildi.. Yemek istemediler.. Çünkü yalnızca tatlı olsun isterlermiş benim aşuremi..

Bu gece biraz daha düşünüp öyle koyulacağım işe.. En leziz aşureleri yapmak için, hayat buldurmak için hepsine..

Bakacağız elbet tadına..

Yol Kenarı Gülücüğü

Gülüşümü yolun kenarından akan nehre bıraktım dün gece. Gözyaşımla beraber gönderdim çok uzaklara. Ardımda hayallerim vardı, ellerimin arasından kayıp giden.. Gönderdim onları da o nehirden uzaklara. Kimsesizliğim kaldı benimle. Ölümcül yalnızlık bir de. Kalabalıktık.. Hüzünler,yalnızlık,kimsesizlik,gözyaşları. Hep beraber oturduk gece boyunca. Sabah gözlerimden akan yaşlar gittiğini söyledi. Vuruldum.

 

 

Dünkü çocuklardık biz. Hayal kurmak bizim neyimize.. Ramak kalmışken rüyaların gerçek olmasına elimizin altından kayıp gitmesi ne kadar da doğaldı değil mi .. Elimizden şekerimizi de böyle almışlardı vaktiyle. Bu sefer farklıydı, bilincimiz tamdı, gözümüz açıktı, bilerek ve isteyerek izin verdik elimizden alınıp çok uzaklara götürülmesine..

Canım mı sıkkın ne ????

“Geçti güzelim inan,bu sevda artık bizden..” diyor 70lerden kalma sesiyle bir kadın. Susup kulak veriyorum.

Veremem Sana Acımı

Son günlerde önünden kuşlar geçiyor bu pencerenin göç mevsimi sanırım. Kuşlar çığlık çığlığa, gürültü ede ede ilerlemiyorlar ama, sakinler. Sanki bir yolcu kervanı develer yorgun düşmüş çölde hissi uyandırıyorlar bende. Yavaşca ilerliyor ağır aksak geçip gidiyor kuş sürüleri. Belki de hiç gitmek istemiyorlar.

Olaylara,nesnelere yaklaşımım çok değişik bugünlerde, hepsi bu hislerin yansıması belki de. Kuşlar aslında son sürattirlerdir de bana öyle geliyordur.. En azından bunun farkında ve bilincindeyim.

“Veremem sana acımı, kirlenir dünya ” diyor usuldan uzun saçlı gözleri mahmur adam. “hüzün aşkına” imiş “aşık uykuları..” Uyutuyor beni sevecenliğiyle elleri

Bir ses de hayat bulunur mu ? bir ses hayata döndürür mü ? dünyadaki en büyük huzur budur dedirtir mi bir ses.. Gözlerin ışıldar önce, yüzüne gülümseme ellerine güç gelir.. kaleme yazdıklarını klavyeden uzak tutarsın..

Bu da benim “düşümdeki rüya”.. Ama veremem sana acımı, kirletmeyelim boşyere zaten kir pas içinde olan dünyayı.. Bırakalım yağmur ıslatsın “şehrin boş sokakları”nı…

Veremem.

Bir Ufak Mola

Sihirli bir el dokundu omzuma dün gece. Gece yarılanmıştı çoktan, gün ağarmaya yakınken. Omuzlarıma dokundu elleri, saçlarımda gezindi usulca.. Bir saatlik uykuyla bile dinç uyandırdı beni varlığı..

Sihirliydi elleri, tam da umudu kesmişken, tam da bırakmışken hayal kurmayı, tam da mola vermişken.. Aslında kurulacak tonlarca cümlem var benim.. Hazır omuzlarımda geziniyorken elleri yazayım birer birer. Kalbimi yormayayım, üzüntümü unutayım. geçip,silinip gitsin.

Sabahın olmasından korkmadım. Varsın akıp gitsin zaman,günü gelsin yaşanacak herşeyin.

Biraz daha mola ver bana hayat.. Azıcık kırıntılarım kaldı, az kaldı tamamlanıyorum.

Mola

Film arası reklam alıyoruz bir süre, yazar bozuntusu kalemini kaybetti.

ve hatta :

Ay ışığına vuruldum ben
Çok uzaklarda olsa da
Sonumuzu bile bile seviştim ben
Artık gece hiç olmasa da
Ay ışığına vuruldum ben
Başka dünyaya yansa da
Çok zor geçen günün ardından uyurken ben
Odam hep ışıksız kaldıysa da
Bu ev artık yuva değil
Bütün eşyalar üst üste
Terk etmeden önce

diyor şimdilerde..