Alır Yürür Mavi….

Karışık bir kaç şarkı sözü aklımdaki yalnızca. Tutturduğum türküler bir yanımda, öte yandan çığlık çığlığa rok (yazıldığı gibi okunur)  şarkıları, bir yanımda fasıl, kadın tarafım eski türk filmi şarkılarında. 

Safiye Ayla gelse çıksa yanıma, elele tutuşsalar Selda Bağcan ile .Adalılar selam dursa ordan, Emel Sayın göz süzse, Axl Rose en dar şortuyla göz kamaştırsa.

Ah…

Karman çorman bir hallerdeyim.

A Bu Hayat Böyle

Evet Nazan Öncel dinliyorum. Ama inatla eskilerini. Son albümüne olan sinirimi dile getirmiştim zaten. Şimdi konu yine o değil. Hayret bir olay ki bu sefer bir şeye takılıp daimi olarak onu dile getirmekten vazgeçmiş durumdayım. Zaten kesin karar alayım diyorum kendimce, sürekli aynı şeyleri tekrarlamak yerine yazmamayı tercih edeyim. Şimdiki konum da -yine- başlık ile alakasız..

Çünkü efendim, ben hayat ile ilgili dırdırlarımı çok önceleri bırakmıştım. Çok önceleri kendime söz vermiştim sürekli hayattan şikayet etmeyeceğime uslu kız olacağıma. Ama ne tezattır ki asi kız yanım hayatın getimiş olduklarını kabullenişime de tepki gösterdi. Yine ikizler oluşumun ceremesini çektim anlayacağın.

Dün gecem hiç olmadı benim.  Pazarı yaşamadım ben hatta. Kalbim uykuda idi hep, gözlerim görmüş olduklarıyla mutlu olurken ağladı. Aklım kaydı.. Sabah bir güzel tonlama yüzünden de şimdi arsız bir bakış altındayım..

Ahahaha yazının içine tavşan koydum, hadi bulan varsa beri gelsin!

 

Yeme Beni Nazan!

Nazan öncel çalmakta. Ortaokul esprileri tadında 7in bitirdin beni adında bir albüm hazılamış ablacığım. YEDİN BİTİRDİN BENİ demek istiyorum kendisine buradan. O ne berbat bir şarkı!“aşşşkığğğğmmm baksanaa baaağğ” adlı şarkıdan bahsediyorum burada. Ah Nazan abla, bunu bana yapmayacaktın. Sen ki benim her daim canıma kastetmiş kadınsın. Geceleri nefessiz kala kala ağlamışımdır sayende ( hiç bir derdim olmadığında bile) ama ama geçen gün bir magazin programında -sanırım Pınar Altuğ temalı bir haberin fonunda idi- duyduğumda o şarkıyı kendimi değil de, seni boğmak istedim. Son derece berbat bir şarkı yapmışsın. Ve lanet olsun ki dilime dolanmış durumda.. Dünyayı kurtaran adam nerrrdeee ????  Derhal kapatıp Sen Beni Öldürüyorsun açıyorum en temizinden. Albümün geri kalanını dinlemekten korkuyorum, müzikal zevkine güvendiğim biri bana bahseder elbet.

Vaktiyle ettiğim büyük yeminimi bozuyorum ! “Nazan , sen ne yaparsan yap, dilersen flüt bile çal ben dinlerim!” demiştim ben kendisine bir çay daveti esnasında.  Canım benim, nasıl mutlu olmuştu. Ama buraya kadarmış, tahammül edemem bu şarkıya ben.

Ay bu ne ayol. Yeme beni. 7rmem kendimi sana Nazan!

İçinde Bu Kadar Öfke Mi Vardı?

Bire on katarak ağırlığımca altın saydım.  Öyle ağırlaşmışım ki sayma eylemi epey uzun sürdü. Kalemsiz kaldığım günleri saymak bir yana dursun , öte yanım hep özlemleri ölçmekle uğraştı. Sıkkın bir hissiyat idi bu, yerin dibine geçirilmesi istenen.

Görmek istediğim yüzler çıkmadı önüme yol boyu. Görmek istemediğim yüz de yoktu oysa, herkese eşit oranda gülücük dağıtmış bir yüz, aynadaki aksine hiç istemediği denli yaralar aldığını itiraf etti çok sonra. Sıkıntıların tavan yaptığı günleri, tüm o sıkıntıları bir süpürge yardımı ile halının altına itmeyle bitirdik. Değişen pek bir şey olmamıştı, sıkıntılar yer değiştirmiş, daha bir ayak altında olmaya başlamıştı yalnızca.

Zor gelen bir oyundu bu. Henüz klavye ve mouse kavrayamamış ufak bir elin , geçip PC oyunu oynamasına benzemişti bu durum.  Alışılagelmiş travmalar yerini almıştı sahnede.

Cümleler kırık dökük. Anlatılmak istenen yine yok içlerinde. Yine anlaşılmaz harfler yanyana. Gerginliğin anlamı yok.

Şekerlerin hepsini yutmuş bir çocuk. Bırakmamış yarına.. Öyle de.. Geç.

Saç Önemli Bir Organdır. (Organ??)

Bir kız çocuğu serilip serpilip bir genç kız olduğunda ilk iş saçlarının o berbat (!) halinden kurtulmak ister [zira, hiçbiri beğenmez o yaşlarında kendisini]  annesinden izin aldığı ölçülerde saçlarına bir şekil verir. [ve evet biraz zor izin verir anneler]. Benimki de vermedi ! Otur dedi oturduğun yerde. O vakitler saçlarım kahvenin her rengini barındıran bir renkteydi, ama benim için dünyadaki en berbat saçtı [tamam çok kötü değildi şimdi düşününce]. Bana kına verdi annem, kına yaktım saçıma. Pek beğendim o hiç belli olmayan kızılı, saçıma bir “şey” değmesi yeterliydi çünkü. Sonra zamanla abarttım olayı, kınanın yerini Koleston aldı. (tüp boyalar için profesyonel derler, ama sürmesi çok zordur) Becerikli kız kardeşler bu iş için ideallerdi. Kuaför yasaktı! Büyüdüm, kardeşlerden uzaklara serpiştirildim. Yeteneksizliğim saçlarıma da yansıdı, dip boyası gelen çirkin biri oldum tatil zamanlarına kadar.  Sonra kuaförlerle tanıştım. Hepsini çok sevdim. Kırmızının tonlarından vazgeçmedim. Diplerimden bir milim uzamıştı saçlarım, affetmedim ! Gittim yine aynı renge boyadım. Evet güzel oldum.

Kadın programı tadında bir blog olmuşken bu, herkeslere şeker gibi bayramlar dilerim .Evet.