Kendime Yeni Bir Ben Lazım

Yıl bitiyor..
Hayır hayır, yıl başlıyor.. Yo bitiyor işte düpedüz, kurtuluyoruz.. Of hayır yepyeni bir yıl başlıyor…


Kafamız bulanık bir biçimde bir yıla daha adım atıyoruz. Ya da bir yılı daha bitiriyoruz, aklım bir karış havada zamanlarımı siliyorum, yeniden tertemiz bir avuç açıyorum bu gelecek olan yıla.
2006’ya girerken çok korkuyordum, bir yılı daha devirmek gözümde çok büyüyordu, kocaman bir seneyi göze alamıyordum. Korkularım vardı, tahminlerim doğrultusunda da gelişti. Çok sevildim ama ben 2006 da.. 2006 nın hergünü aynı sevgiyle, aynı özveriyle, aynı güvenle büyütüldüm. Kalbim kendine okyanus buldu, içinde yüz buldu, huzur buldu. 2006 ağlattı da çok. Her “gidişi”nde ağladım.. Çok kereler gitti…  hep döndü sonra.. Şimdi bitiyor 2006, ben dönecek mi bilmiyorum……

Bir yıl daha yaşlanıyoruz, bir yıl daha büyüyoruz artık. 2006 en çok kelimelerimi bitirdi. Harflerim azaldı, cümlelerim yarım kaldı 2006 da. Oysa ben yazınca kendime geliyordum, ben yazınca kendime dönüyordum, oysa ben yazınca kendim oluyordum..

Kendime yeni bir ben lazım 2007de… Bize, “düzgün” ben lazım, bana da sen lazımsın…

Meri Kristmas

Küçükken, balkonundan tüm şehir görünen evde plastikten küçük bir çam ağacı süslerdik yılbaşı geldiğinde.  Renkli toplar, süslü kağıtlar , boyna dolayıp “Banu Alkan”cılık oynadığımız rengarenk tüyler arasında sevinçle beklerdik yılın başlamasını. Yılın bitişini beklemek değildi bizim yaptığımız biz yeni gelecek olan yılı kutluyorduk.  O günlerde “geçsin bitsin bu yıl” kaygılarımız yoktu. Ne vakit ki o geçen yılbaşları bizi de “büyüttü” o zaman başladı hep bu telaşlarımız.

Yeni bir yıl demek yeni telaşlar, yeni heyecanlar demekti bizim için. Yeni günler gelsin, yeni umutlarla içimiz pır pır etsin diye bekleşirdik yemek masasında. Önce en güzelinden bir yemek yenirdi. Herkesin çenesi düşmüş olurdu, herkeste bir gevezelik ve neşe hakim olurdu. O gün bir de üstüne okul varsa bambaşka bir telaşa bürünürdük, yılbaşı çekilişinde hoşlandığı oğlan bana hediye aldı diye iri kıyım bir kızdan dayak yediğim yılbaşı dışındakiler hep pür neşe içinde geçmiştir. Öğretmenimiz canımız bizim, pek meraklı bir kadın olduğundan hemen ertesi gün “yılbaşı kompozisyonu” isterdi bizden. Pozisyonu yatkın olmayan kişiler gelirdi derhal yamacıma, elim o yıllarda fena kalem tutmazdı benim (ah bak görün, çocukluktan gelme bu yeteneğim) ancak aklım kıttı elbet o vakitte arkadaşlarımın kompozisyonunda da kendi evimizdeki yılbaşını anlatmış olduğumu farketmem 3 – 5 seneyi buldu. Senaristliğim yokmuş henüz o vakitler demekki. Çok güzel yılbaşılarıydı, yıllar biterdi, yıllar başlardı ama biz “büyümezdik” . Hayat çok güzeldi o vakitler, biz daha güzeldik.

Şimdi ben penceresinden tüm şehir görünen eve gidiyorum, yeni yılı karşılamak için giderken, bir yanım da “artık bitsin bu yıl” diyor. Yılın bitişine sevineceğim ben, bu yıla yetti bu kadar hüzün, darısı yeni yılın başına.. Yeni huysuzluklarımı 2007 çeksin.

                                      m e r i k r i s t m a s o l s u n 

 

 

Posta

 

“Yeniden aklımı kaçırdığımı hissediyorum. O korkunç günleri yeniden yaşayamayacağımı düşünüyorum. Ve bu defa iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden, yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin. Sen her açıdan bir insanın olabileceği her şey oldun. Hayatında bensiz daha mutlu olabilirsin ve olacaksın; biliyorum. Görüyorsun bunu bile düzgün yazmayı beceremiyorum. Demek istediğim şu ki; hayatımdaki tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı çok sabırlı ve iyi oldun. Ve benim için şimdi her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Artık hayatını mahvetmeye devam edemem. Hiçbir çiftin bizim olduğumuz kadar mutlu olabileceğini sanmıyorum.”

Virginia Woolf

Açık Mektup

Hiç özlememiştim “Sensizlik” i , ama gelip yanıbaşımda oturdu yine bugün. Aklıma bile getirmek istemezken onu şimdi geldi, kahvemi içti, çayımı üstüme döktü, yemeğimden tırtıkladı. Sensizlik‘i hiç beklemiyordum, ama geldi işte. Git de diyemiyorum, hak iddia edemiyorum üzerinde çünkü, çünkü sözlerim tükeniyor Sensizlik geldiğinde. Ne kadar kalacak bilmiyorum bu sefer. Geçen sefer 1 hafta kalmıştı. Her günümü eline geçirmişti. Sensizlik geldiğinde ben hiç bir şey yapamıyorum, hükmediyor tüm benliğime, elimdeki işleri alıyor, masamı işgal ediyor, telefonlarımı kapatıyor, yemeğimi kursağımda bırakıyor. O geldiği zamanlarda ben şarkı dinliyorum bolbol.. Daha evvel hiç duymadığım, duysam burun kıvıracağım şeyler nasıl anlam buluyorlar yüzümde.. Sabah kalkar kalkmaz yoruyor beni sensizlik. Gitmesini istiyor, ses çıkaramıyorum, sesimi ele geçiriyor sensizlik. Sen de yardım etmiyorsun bana o geldiği zamanlarda. Senden de haber alamıyorum o geldiğinde. Sanırım onu sevmediğin için olmuyorsun o geldiğinde. Öyle tahmin ediyorum.

Şimdi yeni yıla hazırlanıyor dünya, yepyeni kocaman bir yılı karşılamak için süslenmiş tüm ağaçlar, hediye paketleri rengarek, göz alıyorlar. Bana henüz hediye gelmedi, ama bekliyorum. Yeni yıla girerken öğretmenimiz bize yeni yıl mektupları yazdırırdı eskiden, kime gideceğini bilmezken, ben babama yazardım. Şimdi sana yazıyorum mektubumu. Okumanı istiyorum. Gelip göndermeni istiyorum “sensizliği”….

Zarf bulamadım mektubuma, pul yapıştırdım kağıdımın üzerine, açık bir mektup olsun bu .. Sensizlik gidip de sen geldiğinde sana vereceğim.

Şimdilik öptüm, baybak.

Ne Malum ?

[Ah Sezen… Bacak kadar boyunla bana burda oturmuş Ebru Gündeş dinletiyorsun. Sabahtan beri sadece onu dinliyorum. Sen yazmasan sözlerini , yüzüne bile bakmazdım sayın Ebru Hanım’ın. Hayatımda ilk kez dinliyorum. Deli oluyorum. Sana kızıyorum Sezen, bacaksız Sezen, minicik bir kadınsın altı üstü. Bu nedir böyle ?]

******************

Nerden bilebilirsin ki yarın ne durumda olacağını ? Yarınla ilgili nasıl fikir yürütürsün. ? Ne malum yarın hayatın sona ermeyeceği? Ne malum ?

Kahrettiğin herşey bir yakana yapışıp ruhunu kararttığına, elinden gelenin tek şeyin susmak olduğuna inandığına gözünü karartıp silip attığına değecek mi ardından dökülen gözyaşı?

Sen benim hiç istemediğim yerlerime dokundun, sen benim hiç beklemediğim anlarımda geldin, hiç beklemediğim anlarımda vurdun, hep beklenmez oldun, hep gitmeye meyilli.

Bu seferki gidişinin ardında sessizlik yok , bağıra çağıra özlüyorum seni. Kelimelerim var, yalnız değilim.