İşte Öyle Birşey

Öyle birşey ki bu, diğer herşeyin üstesinden gelmekte üstüne yok. Üstünden nehir geçen bir köprü de yok, ve ben burada “üst” kavramı ile yazmaya devam edersem kıyafetlerin üstler için olanlarına kadar ilerleteceğim durumu. Hatta mevki bakımından alt-üst hakkında da kelamlar edebilirim. Cümleyi neresinden tutup da düzelteceğimi bilemediğim zamanlarda hep böyle yaparım zaten ben. Merak etme sevgili yazı, senin gibi birçoğunu ben bu uğurda kablolar arasında sonsuza uğurladım. Ama yok, bu sefer toparlayacağım. (geri sar kızım)

Öyle bir şey ki bu diğer herşeyin üstesinden gelmeyi başarıyor. Böyle bir söylem ile “bu”nun olumlu yanından bahsettiğim anlaşılmasın. Üstesinden gelmek eylemi kısmen böyle anlamlara  da gelebiliyor. Of.. Hadi kızım geri al yine.

Öyle bir şey bu , diğer herşeyin üstesinden geliyor. herşey değişiyor bu durumda, herkes batıyor, heryol çakıl taşları ile doluyor; yürütmüyor. Sağlık gidiyor, Neşe evde depresyona girip hep tatlı yiyor, Huzur hanfendi gece gezmelerine çıkıyor, Gözyaşı ablamız fırsattan istifade elinde bir kek tabağı ile oturmaya gelirken Stres-Sinir amca/teyze işe giderken arkamızdan su döküyor. “Bekliyoruz seni” diyorlar “akşama gecikme..” İşyerinde Polemik karşılıyor , masamızın üzerinde çayın yanında sabah kahvaltısı niyetine kalp ağrısı duruyor. Gülümseyimi çöp kutusuna atıyorum dünden kalan müsvette kağıtların arasına saklayıp.

Öyle bir şey ki bu, yazdırmıyor, gerekli gereksiz söz sanatlarının arasında beni maymun ediyor.  Söverim gelmişine geçmişine ile başlayan şarkılar söyletiyor kendime. Öyle ya da böyle, bu “şey” müdahele ediyor hayatıma, yönünü değiştiriyor diğer her “şey”in.

Kastın Mı Var ?

Görüntüler birer birer silikleşecek günü geldiğinde. Aynadaki yüzünde tebessümün olmadığını farkettiğinde, aynadaki yüzünü kendinden bile saklayacaksın. Görmek istemediğin rüyalara dahil olacak, kimseye bahsetmeyeceğine söz verdiğin kelimeler yakana yapışacak gece boyunca. Oysa istediğin bir gram huzurdu, uzaktan da olsa, harflerle de olsa bir tutam huzurdu. Hiç kimseden duymak yaralamazdı bazı cümleleri duymak, ondan gelmeden. Şimdi ondan tek kötü söz işitince kulak, tek kötü kelime görünce gözler, diğer herkesin her dediğinden türlü olumsuzluklar çıkaracaksın. Herkesin her yaptığı batacak, herkesin her dediği üzecek. Çünkü biliyorsun ki eskisi gibi olmayacak artık hiç bir şey. Sözlediğinle kalacaksın kötü sözleri, beklettiğinle kalacak, yaşlandırdığınla kalacaksın gözleri.. Kastın mı var bu gözlere de güldürmüyorsun ?

Sanal Kimlik Bunalımı

Bloğumun giderek benden uzaklaştığını düşünüyorum. bana benzeyen hiçbir yanı yok. Benden esintiler taşımadığı gibi son derece de yapay bir duruş sergiliyor. Sanırım bi’şeyleri değiştirme vakti geldi.. Sanal kimliğimin de bunalıma gireceğini hiç tahmin etmezdim doğrusu…

Körfezden geçen kocaman savaş gemilerinin alt kat komşumuz Savaş Amca’ya ait olduğunu sanışımın üzerinden tam olarak 18 sene geçmişken hala bu tip düşük zeka gösterileri yapıyor oluşuma hayret ediyorum.

İmleç çok ağır bugünlerde. Sanal kimliğim göz kırpsada bana butonların arasından, zor geliyor herhangi bir yere “tık”lamak.. “İnziva” diye bir kelimeyi öğrenişimin üzerinden kaç yıl geçmiş hesaplamadan çekilmek istiyorum oraya.

Hakimiyet Sıkıntının

Öncelikle okuduğumuzu anlayalım istedik. İstedim. Bir başıma verdim bu kararı. Pazar gazetelerinin en sevdiğim yanı da bu zaten, renki renkli kağıtlara anlamsızca yazılar döşenmesi bir tek pazar günleri beni sevindiyor. Sanırım entelmanyak kişiliğim hafta sonları epey geç uyanıyor.  Soğuk hissini azaltan taze bir hava var. Eline adeta bir tavşanın kanıymış izlenimi veren bir bardak çay ile balkona zıplama ihtiyacı hissediyor insan.  Halbuki dün akşamı küçükce bir hastane odasında bir şişe serumun damarlara giderken katettiği yolun tamtamına 1 saat 12 dakika olduğunu hesaplayan o değilmiş gibi.  Hepsinde süre hiç değişmiyor. Tik tak tik tak hop al sana 1 saat 12 dakika sonra boş bir cam şişe. İstersen eve götürüp içine uyduruk cam parçaları ve yapma çiçeklerlerle süs yaparsın diye düşünmüş olmalılar.  10Marifet ile paylaşmalıyım bunu..

Kazasız belasız atlatılan bir haftanın sonu hava da güzelse insan keyifleniyor. Keyiflenecek şey arayışında olduğum zaman bulabildiğimi unutmadım ben.. O sebeple herşeyin üstesinden gelecek olan kızı çağırdım yanıma, geldi kırmızı pantolonuyla. Martısız, vapursuz bir yolculuktu, ama yettti. Oyuncak arayışındaydım ne vakittir. Kendime yeni tatlı bir heyacan arıyordum, sanki tüm oyuncaklarım benimle küsmüşler gibiydi çünkü. Oyuncakların aslında bir ruhu olmadığını veyahut benim onlarla oynayacak yaşı çoktan geçtiğimi bilen halimle beraber aradım aklımdaki oyuncağı.. Sonra buldum.. Fildi kendisi. Elifınt hanfendi ile iyi anlaştık biz.

 Elifınt eşşekimle de iyi geçindi neyseki..  Aralarını nasıl buldururum diye düşünüyordum kara kara. Hüzün bakışlı eşşek sanki onu görünce biraz iç geçirdi ama beni kandıramadı. O hep öyle bakıyordu, yemezdim ben. Öğrenmeli arkasaşlığı kardeşli falan filan.

Epey sıkılmış mı benim canım?? Hadi canım , latife ediyorsunuz.. Hıhss.