Başlık Lazım Bi de Tabi

Hava hala sıcak. Herşey normal seyrinde mi ilerliyor yoksa herşeyin yeri karışmış belli olmayan bir zaman diliminde hissediyorum kendimi. Kayda değer bir kaç satır döşemek isteyip kayda değmeyecek olaylardan bahsedesim de yok. Cümle kuramama hallerim yine baş gösteri. Kapı arkasında  saklanıyor arada bir başını gösteriyor hınzır! Sinir olacak hiç bir şey bulamayınca havanın çok sıcak olmasına çatan menapoz kılıklı bir kadını andırıyorum adeta. Ama sevimliliğimden hiç birşey kaybetmediğimi yüzüne “zekasız!” dediğim insanların bana gülerek “ahaiihihih ne şekersin” demelerinden anlıyorum. (Tavşincim hatırladın mı okuldaki mal kızlar da aynı bu tepkiyi verirlerdi bana. Ahaha hani wc muhabbetleri. Hey gidi günler. Ay tamam kapadım parantezi)

Ne vakittir bana poz vermeyen eşşeğime “hey eşşek, neden kadraja girmiyorsun hayatım?” diye bir soru yönelttiğimde kendilerinden ” bu aralar çok çirkinim, saçıma başıma bakacak bir aynam yok ki!” şeklinde bir yanıt alınca kendimi çarşı pazar gezerken buluverdim. Fazlasıyla kısa boylu bir kadının açtığı tezgahta hayallerimden de güzel bir ayna ile karşı karşıya geldim. O an saatler durdu adeta ! Elimde eşşeğimin resmi basılmış bir ayna ile kendisinin yanında geldim. “O beybi, öğreniyosun sen bu işi!” dedi bana. Belli ki sevdi aynasını.

Aynayı ben de sevdim. Eşşek gündüzlerini güzellik uykusunda geçirdiği için sabah o görmeden atıyorum çantama aynasını. Olduğumdan daha güzel göstermesini beklerdim ama. Böyle kutsal bişeyin benzerlerinden bir farkı olması gerektiğini düşünürüm ben şahsen. Anlamadım?? Haaa… Olduğumdan daha güzel olmam mümkün değil mi dedin. Ahahha seni eşşek seni.

O değil de ( ne gereksiz bir kelime öbeğidir bu da ) şahane bacım wykka ‘nın tavsiyesiylen kendime [reklam] ülker mavi-yeşil’in pirinç ve mısır patlağından [/reklam] aldım. Wyka bacıya ilkin kızacaktım “neyi kastediyosuuğğn sen bacım??” diye ancak beni yeni tatlar keşfetmek isteyen yanım durdurdu. İyi ki de durdurmuş ayol. enfes bişeymiş kendileri. Merush tavsiyesidir afiyetle yiyin. (yerken Afiyet’i de çağırın. aç kalmasın kızceğiz)

Ayrıca hala “The Secret” okumamış olmanın verdiği derin bir üzüntüye gark olmuş durumdayım. Depresyona neyim girersem bana bu şahane eseri hala hediye etmemiş olan sevgili dostlarıma küseceğim!

Satırlarıma son verirken kendime oluşturduğum enfes playlisti de paylaşıyorum. Yaz ortasında tatile gitmek isteyenler ve gönül yayları gevşeyenler için gelsin :

  • Demet Akalın – Tatil ( burda aptal ablamız “üstümden aşk geçti” diyor halbuki üzerinden geçse geçse aşık olduğu adam geçmiştir! Ahaha)
  • Emre Altuğ – Kapış Kapış (Burada da kız sesli oğlancığımız yaz ortasında milletin içini alevlendiriyor. İyi halt ediyor terbiyesiz!)

 

Erik Yedim Ben

Fazla sıcak bir gün.  Haber sonrası ortaya çıkan “haber spikeri” insanları bugün bas bas bağırdı : Haziran haziran olalı böyle sıcak görmedi! Ben de görmedim valla! Bu sıcak günlere inat kendimi kızgın sulardan serin kumlara atmak istedim. Ama o da ne ?? Yanlış kurdum cümleyi, backspacesi sinir bozucu olan bu makına başında bu yazıyı yazdığım da düşünülürse bu isteğimi gerçekleşiremediğim aşikar.  Şimdilik kendimi “taağğğğtiilllll” havasına sokmaya gerek yok. Paçayı sıyırıp balkon yıkamak iyi bir fikir gibi görünüyor. Tabi işlerden fırsat bulabilirsem! “Temmuz , gel kızım…”

Yine işlerden vakit bulabildiğim sıralarda ( evet ben son derece yoğun olan bir metropol iş kadını ablasıyım!) camdan ve yahut balkonlardan sarkmak sureti ile erik ağacına musallat oluyorum. Buna gıcık olan iki insan türü var. Biri üst kattaki Lemanyak (ki kendisi ev sahibesi olmakta) diğer türümüz ise mahalle veletleri! Ne sandınız siz bre veletler, size mi yar edecektim göz göre göre hepsini! Bu uğurda belimi başımı açmaya (ay pardon acıtmaya) razıyım! Yaşasın erik yemek!

 

Resme bir daha bakınca kendimi bol yeşillikli bir saray yavrusunda oturuyor hissettim. Büyüyünce saray olucam ben ! O değil de , Temmuz dedim , tatil dedim bir de üstüne yeşillik gördüm ya. Şu yüce güçlerin ne demek istediğine bakar mısınız? Ben gidip kendime salata yapayım bari. Yavaş gel kızım Temmuz. Hmmff!

Çok mühim edit : Kendime doğum günü hediyeleri aldım. Şahane ötesi bu şeylere bir de utanmadan para verdim. Bunlar beni “aksi huysuz cool ve karizma” zanneden a dostlarıma kapak oluveredursun ben de bunları nerede giyeceğimi düşüneyim biraz..

Lunapark?? Evet şahane bir fikir! (ayrıca bir kere daha şahane dersem eğer yeminlen kızımın adını Şahane koyacağım. Bu ne be! ) Bak görüyor musun yazdıkça yazası geliyor insanın. kadın milleti zaten tüm gün oturur bik bik muhabbet ederler kapıdan iderken bi iki saat de kapı önünde konuşurlar. bendeki de o hesap. ama yazmam lazım. (imla kuralları, defolun acelem var) pembe bir tişörtüm oldu ya benim hani. pembe rengi için 30una yaklaşan kadın rengi derlermiş. kadınların bir nevi isyanıymış efendim bu.  5 yaşındaki hallerini en çok 30una yakın özlermiş kadın milleti. valla ben öyle değilim ! ben 6 yaşımdan beri özlüyorum 5 yaşımı ! tamam 2. kızımın adı da Pembe olsun. Şahane ve Pembe. Canlarım benim.

Bi Yaşıma Daha Girdim!

Şaşkınlık ifadesi olan “ay bi yaşıma daha girdim” i söyleyen birini her gördüğümde “ulen bu espiriyi doğum günümde yapmam lazım” diye düşünmemin üzerinden yaklaşık bir 10 sene geçmiştir. O zamanlar ortaokul zekalı bir çocuk için gayet güzel bir espiri örneği idi kendisi. Şimdi aklıma geldi ve yaptım! Yuppicik artık gözlerim kapalıyken de ölebilirim!

Evet dün ben bi yaşıma daha girdim!

Doğum günümü kutlayan, kutlamayan, kutlamak isteyip numaramı zırt pırt değiştirmemden mütevellit ulaşamayan,ulaşabilecekken unutan, ulaşabilecekken ve unutmamışken sırf kıllığına kutlamayan, eli telefona gidip bırakan herkese öpücüklerimi gönderiyorum.

Bugün elbetteki boş durmadım ve her yeni yaşın ilk günü yapılması gereken “Geleneksel Yeni Yaş Planları” mı oluşturdum.  Ve bu planlarım dahilinde bu sene ;

  • Çok çok güleceğim
  • Kendime daha iyi bakacağım (bunun yaşlanmamla alakası yok)
  • Daha sağlıklı olacağım.
  • Beni sevenlere daha çok zaman ayıracağım
  • Sevmeyenlerin eline ayağına dolanmayıp onları rahat bırakacağım
  • Sigara içmeyeceğim ( e zaten içmiyodum?? Başlamayacağım diyelim)
  • Daha sistemli bir çalışma hayatı yaratacağım
  • Birsürü para kazanacağım.

Bitti. İyi ki doğdum. Hakketen de. Seneler nasıl hızla akıyor. Kendime uzun zaman sonra bir doğum günümde “hiç birşey yaşamamışım” demeyeceğim bir ömür diliyorum. Sağlık diliyorum en çok. Sanırım insan “büyüdükçe” sağlık ve huzur ikilisinden başkasını istemiyor. İkiz çocuklarım olsun, biri Sağlık biri Huzur. Öpüp koklayayım onları.

Kolay Mı?

Belli belirsiz bir rüyaydı en başlarda, bir adım attıkça açılıyordu netliği, bir adım atmadan göremiyordun önünü, buğusu hep kalıyordu bir kaç adım sonrasının.  Kendine bu kadar çeken de buydu belki de, gözlerinin önünde olan tüm çıplaklığıyla görebildiğin hayat değil , buğusu gözlerini kamaştıran rüyaydı hayata tutunduran. Hep bir adım geriden gelen, sen durdukça koşar adımlarla önünden akıp giden gerçek hayattı oysa ; farkedemedin.
Buğusunu yitirdi sonra rüya. Herşeyiyle apaçık önündeydi, gözlerinin önünden akıp gidiyordu sahneler.  Gerçek dünyaya her zaman yapılan nankörlüklerin sırası bu sefer rüyana gelmişti.  Bir kaç adım sonrasını bildiğin bir rüyada olmak istemedin.
Kolay değildi evet, ağlamadan, dökmeden gözyaşını kabullenmek kolay değildi. Kolay değildi “mutlu olmak en zor anında..” Tüm melodiler ayrılık üstüne idi. Tüm yollar sana geliyordu.  Kolay değildi.
Sahipsiz bıraktığın kelimeler dün gece gelip yanıbaşımda uyudular. Bana masalı onlar yazdı, bana masalı onlar okudu. Sahipsiz bıraktığın kelimelerim bana sığındı. Sen gitmiştin, ben ve kelimelerim kalmıştık. Sen…. Gitmiştin…..

P.S.

Bu Pazar elinde olsun diye aşağıdaki haritadaki en güzel eve ellerimle süslediğim mor bir paket hazırladım. kargocuyu aradım, “çabuk ol” dedim. Az sonra gelecek, az sonra paketim yola çıkacak. Ben kalacağım. Duracağım burda. Paket gidecek.. Paketsiz, tek başıma kalacağım

Hazır duygusallığım üzerimde iken babam dahil hiç kimsenin beni alttan almadığını düşündüm. hazır duygusallığım üzerimdeyken herkesin benden çok şey beklediğini benim onlardan bir beklentim olabileceğini unuttuklarını düşündüm. Oysa ben kocaman değildim, oysa ben hala kendimi savunmasız 5 yaşındaki kız gibi hissediyordum. Mutsuz olmak, sinirli olmak,  güçsüz olmak, hasta olmak bir haksa eğer, kimse bana bu hakkı tanımadı. Hep birşeyler beklediğim sırada geldi vurgunları. Şimdilerde kimseden tek yardım istemeden herşeyin üstesinden geliyorum. Bana bu gücü vermiş oldukları için minnet mi duymalı yoksa çalan şarkıya dalıp biraz gözyaşı mı dökmeliyim; bilemiyorum.

Ben gülen bebek, ben kimseye tek sorun çıkarmayan porselen bebek beni böyle gören herkese öpücükler gönderiyorum buradan.  Bu varolmaksa, beni sizler varettiniz.