Şiire Gazele

Geleneksel Şiir Gecelerime son birkaç yıldır ara verdiğimi farkettim bu sabah. Bu sabah havanın sessizce aydınlanmasına bakarken uykusuz gözlerimle tam olarak bunu düşündüm. Şiirin içine geçmiş dizlerimi okudum ardından, şiirin gizeminde buldum kendimi. Cümlenin en güzel yerinde sen uyandın, öptün alnımı usulca…..
 
DSC03719
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen 
Tanımadığın bir ülke gibi 
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi 
Tam kendisi gibi mutluluğun  
Beni bekliyorsun 
Ve onu bekliyorsun beni beklerken
.
E.CANSEVER

Şirince ve Şarap …

DSC04054 DSC04066 

Şirince yalnızca doğası, yeşilliği , güzel insanları ile değil şarabıyla da  hayranlık uyandırıyor.  Sıra sıra dizilmiş şarap şişeleri ile yöre apayrı bir güzel. Daha evvel çok  gittiğim için oraya girer girmez şarap evlerine uğradım. Önce tatlarına baktım , tadını beğenmemek ne mümkün ? Zaten sırf sunuluş şekli için bile alınabilecek bir şarap kendisi. Minik keselerde görünce vuruldum.

DSC04055 DSC04057 

Küçücük sokaklarda bu kadar çok görülecek şeyin olması hayretler uyandırıcı. Oldum olası o örtülere hayranlık beslemişimdir. İçimdeki “bohcacı teyze” rahat durmuyor böyle yerlerde gezerken. Sıcak kanlı insanları , nefis gözlemesi , mis kokan sabunları ve şarabıyla Şirince gerçekten de çok şirin bir yer!

DSC04052  DSC04051

Önceki senelerde çok kalabalık giderdik oraya. Girmediğimiz deliği kalmazdı, sokaklarında saklambaç oynadığım günleri bile vardır hatta. Tabi küçükken tarih , doğa ilgimizi çekmiyordu, kafamız ancak saklamabaça basıyordu. Alışveriş manyaklığımız da olmuyordu haliyle. Bu gidişimde akşam üzeri olduğundan belki de çok sakin gördüm orayı. Kalabalık gittiğim günler gibi cıvıl cıvıl olmasa da beni çok güzel karşıladı. Sanki büyümüş durulmuş bir genç kadın gibi.. Sanki benim gibi.. Sanki…

DSC04074 DSC04097

Huysuz

Gün boyu güneşten kavrulmak hiç akıl karı değil! Bilerek ve isteyerek güneşin ortasında baygınlık geçirmek hangi tür bir aklın içinden geçebilir ki ? Üstüne bir de kumların yapış yapışlığı. Ayaklarım ıslak ve üstüne bir de kum dolu iken seri katillerin nasıl bir psikolojiye sahip olduklarını anlayabiliyorum!

Kumdan plaj sevmem ben. Plaj dediğin tahtadan yapılacak. Şezlong üstünde mutlaka yumuşak yastıklar olacak, güneş gözüme girmeyecek, şemsiyeye sürekli yön veren biri de olacak tepemde. Hatta o biri boş vakitlerinde bana buz gibi bişeyler getirecek ben kavrulurken.  

Huysuz Prenses Tatilde! adlı kitabımı yazacağım ben de bir köşeye çekilmiş? Ne yani. Kötü mü ?

Kırılan Kalpler İçin Yapıştırıcı

6 ay kadar önce başlamıştı ilk kez bu hissim. Kimsesizlik ve yalnızlık arası bir histi. Yalnız kalmak kısmen keyifli kısmen can yakarken kimsesizlik hep kötüydü. Kimsesizdik ben ve 5 yaşındaki küçük kız halim. Bazen büyüdük, bir afra bir tafra.. Sonra düştük. Bazen ben onu büyütmeye çalıştım, ama çoğunlukla onun çocukluğuna yenik düştük. Bu dünyada çocuk olmak güçsüz olmak demekti. Kaldırdım onu en son düştüğü yerden. Şimdi dizlerindeki yaralar bereler de geçince kocaman bir kadın olacak o 5 yaşındaki küçük kız…  Kocaman ve güçlü…

 Özendiğim, imrendiğim, “bu benim olsuuuunn” diye huysuzlandığım çok şey olmamıştı çocukluğumda. Ben hep herşeyin en güzeline sahip olduğuma inandırmıştım kendimi. En kötü şeyleri bile güzelleştiren kocaman gözlerim vardı çünkü. Sonra birileri o gözlerden yaşlar akıtınca değişti görüşüm, sonra kalbime aktı, sonra kalbimi kırdı herkes. Ben en çok kendime kızdım, kabul ettiğim için gözyaşını kendime kızdım.

Şimdilerde kimsenin o gözyaşlarına değmeyeceğine inanmak istiyor kalbim, kırılmak istemiyor. İnatla tutunmak isterken hayata bir tekme ile yere düşmek istemiyor kalbim.

Topuklarımla tüm dünyayı eziyorum ben sabahları evden çıkarken. Gece boyunca kirlenmiş dünya düzleşiyor sayemde.. Güzelleşiyor dünya ben gözlerimi açınca..  İyi geliyor dünyaya benim gülümsemem. Gece boyunca kırılan tüm kalpleri iyileştiriyor benim uyanışım.
Sadece buna inanmak, sadece bunu savunmak istiyorum ben…

Tatil Vol2

Tatilin en çok gün batımlarını sevdim. Ama nedense hiç bir günün batımına şahane bir biçimde tanıklık edemedim. Birinde havuzdaydım,  lensle havuza girmiştim ve gözlerim yapış yapışken böyle bir romantik aktivitenin içinde olmayı kabul etmeyip izleyemedim, birinde duştaydım sanırım, bu resmi yakaladığım birinde de fotoğraf makınası elimde deli kız gibi koşuştururken birşey anlamadım açıkcası gün batımından. Bunun gibi şeyler yaşarken ben elinde birası ile günbatımı keyfi yapan Meteryus eline kalem alıp günbatımı anılarını yazar diye bekliyorum.

Tatil arkadaşım Meteryus, etraftaki Türk turist azlığının yabancı turist oranınını arttırmasını fırsat bilip gözünde gözlüğü etrafa keskin bakışlar atarken ben elimde Secret ile içimdeki Polyanna kızı çağırma maksatlı meditasyonlarla uğraşıyordum denizden çıkmak bildiğim vakitlerde. (bu cümle neden bu kadar salakça ve uzun oldu ki? )

 

Sakarlığımdan mütevellit  güneşin kuruttuğu tenime biraları boca edip bu biraları denize girerek üzerimden temizliyordum. Dolayısıyla bu tatili birasız geçirmiş ve denizi alkol komasına sokmuş olduğum düşünülebilir. Evet.  Ama akşamları üzerime döktüğüm içkiler aynen o şekilde üzerimde kalarak çamaşır makınasının giderinden….. Ayyyy! ne biçim cümleler oluyor bunlar.

    

Reca edeceğim sonra devam edelim. İş arasına tatil anıları sıkıştırmak pek şık durmuyor.