Şair öldü diye sala verirler

Döne döne binbir öğüt verirler
Dünya malı ile gözün boyarlar
Aşık öldü deyu sala verirler
Ölen hayvan olur, Aşıklar ölmez.

Yunus Emre

İlhan Berk, herkesin kalbinde derin bir sızı bırakarak dünyaya gözlerini kapattı tarihler 28/08/2008’i gösterirken. Aklıma ilk gelense Yunus Emre’nin bu dizeleri oldu. Öyle ya, ölen hayvan olur, aşıklar ölmez. İlhan Berk,  bir çok aşığa yol gösteren o şiirlerin sahibi olarak ölmeyi en son hakedecek insanlardandı. Bedeni nereye giderse gitsin, şiiri hep yaşayacak olan bu güzeller güzeli şairi anmadan geçirmek istemedim bugünü..

Tıpkı, şiirinle cennete çevirdiğin nice dünyalar gibi, mekanın cennet olsun güzel insan…

 

5 Metre öteden tanırım Serdar Ortaç şarkılarını

Sinsi bir Cumartesi günü geçmek üzereyken aniden aklıma bugün girmem gereken yazı geldi. Öyle ya, bugün Cumartesi, unutmamak lazım gelir.

Bu Cumartesi önceki yazıda sinyallerini verdiğim üzere, Serdar Ortaç’ı doladım dilime. Hatta bu dolama işini öyle sevdim ki, keşke uzun saçları olsa onları da elime dolasam diye geçirdim içimden; hayıflandım bir de utanmadan.

Gerek, gereksiz radyo kanalları, gerekse de müzik kanalları tarafından çalınan her 3 şarkıdan birinin Serdar Ortaç’a ait olduğunu farkettiğimde, içimdeki derin müzikal kimliğe hayran kalsam mı bilemedim.

Bengü, Sibel Can, Tuğba Özerk, Ebru Bilmemne ve ismini bilmediğim niceleri. Bu isimleri aynı çatı altında toplayan yegane etken, Sertaçortaç tarafından yazılmış şarkıları seslendiriyor olmaları. Kanallar arasında dolaşırken birbiri ardına gelen bu şarkı yağmurundan nasibinizi henüz almadıysanız merak etmeyin o çok yakında sizi de bulacaktır.

Özellikle iç gıcırdatan sesi ve Yıldız Tilbe’yi aratmayan figürleriyle tanıdığımız Bengü isimli kızımızı yakında konuşurken bile Serdar Ortaç zannedeceğim.

Gelelim şarkıların ortak özelliklerine. Hepsinde bir kere aynı sözleri tekrarlayacaksın. Göbek attırmak istiyorsan ayrı, zırlamak istiyorsan ayrı bir name tutturacaksın. Onun dışındaki herşeyi aynı yapsan da olur. Özellikle de kıpırdaklı şarkıların arasında duygu yükü ağır sözler koyacaksın. Neye uğradığını şaşıracak azcık aklı olan dinleyici. Zaten her biri kendi alanlarında son derece kötü şarkı söyleyen insanlar. Altına da Söz-Müzik : Serdar Ortaç yazdın mı tamamdır. şarkı patlamazsa seneye yenisini bedavaya verirsin.

O değil de, Demet Akalın hiç sertaçortaç şarkısı söyledi mi acaba? Söylemediyse aramızda para toplayıp Demet’ de alalım bir tane. Üzülürüm. *bak dünya ağlarken aşk diye diye, ben sana bir türlü yaranamadım*

Ev Kadınlığı İzlenimlerim

mayışık büsüYaklaşık 10 gün  süren ev kadınlığı deneyimlerimi geleceğe ışık tutması bakımından kaleme almayı görev bilirim. Bu hususta, bir takım iri kıyım ev kadınından gelecek olan terlik, sopa ve bilumum şiddet unsuru içeren nesneyi de gelecek nesillere  ibret olması açısından saklamak gerektiğini düşünüyorum.

Bir ev kadını, akşam eve geldiğinizde “N’aptın bugün?” sorusuna “Pazara gittim” diye yanıt verdiğinde artık olağan karşılamayın. Uyanın! Bizzat yerinde gözlemledim ki pazara gitme eylemi yarım saat sürüyor. Ve bu süre çalışan bir kadının pazarda geçirdiği süreden hiç de farklı değil! Pazar bu neticede. Bir öksüz yurduna alışveriş yapıyorsanız onu bilemeyeceğim. Hem öyle bile olsa bu katiyen tüm güne yayılacak bir aktivite değildir. Öte yandan, “evi süpürdüm” şeklindeki bir yanıtla karşı karşıya geldiğinizde de yemeyin! Niye? Çünkü ev silme, süpürme eylemi (eviniz 8 katlı değilse) taşı çatlatsanız 45 dakikanızı alır (bu süreye karşı balkondaki ablayla geyik yapmak dahil). 

Ve efendim, üzüle üzüle, içim kan ağlaya ağlaya tanık olduğum şu gerçek var ki, çalışan kadınları ve erkekleri bu uğurda boykot yapmaya çağırabilirim. Sizler işyerinde türlü türlü şeyle boğuşurken evnizde pişen o nefis böreklerden, keklerden haberiniz var mı? Olamaz tabi, çünkü hepsini diğer kadınlarla beraber mideye indiriyorlar! Bir dilim kek, bir parça börek bırakmıyorlar evde. Kalan parçaları ufak çocuklar yerlere saçıp heba ediyorlar zaten. 

Kadın programlarının tatilde oluşu munasebetiyle pek de verim alamadığım bu ev kadınlığı deneyimimin şüphesiz ki en güzel tarafı alelade izlediğim bir programda karbonat denilen hadisenin kararmış gümüşlere iyi geleceğini öğrenişim oldu. Sayesinde artık takılarım, taktıklarım ve takamadıklarım olarak ikiye ayrılmıyor. Gümüşlerim ayna gibi oldular.  Bu bilgiyi çoktandır bilenler ve şu an kıs kıs gülenler için geliyor sıradaki şarkı : Gezegendeki son gemiye, binip çek giit!  

// 5 metre öteden tanırım Serdar Ortaç şarkılarını