Gerizekalılar!

İnsanları seviyorum; insana ait olan duyguları, tavırları, olayları analiz etmekten büyük keyif alıyorum. İnsan doğasında bulunan her değere karşı sonsuz bir sabır içerisindeyim. İnsana özgü olan hiçbir şey bana yabancı değil. Çoğu zaman insan ilişkilerinde taraf tutmayan, eğrisi ve doğrusu ile herkesi kolayca kabullenen bir insan oldum. Bugüne kadar da konudan mütevellit bir muzdariplik durumum olmadı.

Ancak bazen, hücrelerime sinir öyle bir işliyor ki, bu gibi durumlarda beni sakinleştiren tek şey yine insanlara duyduğum sonsuz sevgi oluyor. Evet hepimiz insanız, doğrular olduğu kadar yanlışlar da bizim. Böyle anlarda “Gerizekalı” diye tanımadığım kişileri daha bir seviyorum. Çünkü onlar olmasaydı ben şu anda sahip olduklarıma kim bilir ne zaman erişecektim.

Akıllı olmayı öğrettiler. Sağolsunlar. Kendileri hiçbir işi tam yapmadıkları, fikir yürütmedikleri  için bu iş bana düştü. İşleri yoluna koydum, fikir geliştirdim ve aklımla daha bir sürü şeyi başardım.

Sabırlı olmayı öğrettiler. Sağolsunlar. Sabrımı sonuna kadar sömürmek için her yolu denediler. Herkese yetecek kadar sabırlı olmayı öğrendim. Beklemek nedir bildim.

Güleryüzlü olmayı öğrettiler. Sağolsunlar. Herkese ve herşeye surat asmayı marifet bildikleri için, kimseyi kırmamak görevi bana düştü. Çünkü insanlara inanan bendim ve kimsenin benim özel durumlarım yüzünden suratsızlık çekmeye hakkı yoktu. Herkese karşı güleryüzlü oldum, hepsinden daha değerli oldum insanların gözünde.

Yardımsever olmayı öğrettiler. Sağolsunlar. Lafta bıraktılar yapacakları şeyleri. Vaatlerde bulundular, insanları kendilerine inandırıp son anda vazgeçtiler. Kimsenin üzülmesini istemeyen ben elimdeki tüm imkanlarla onların vaadettiklerine yanıt bulmaya çalıştım. Karşılığında takdir topladım. Karşılığında güleryüz gördüm, mutlu oldum.

Hepsini bu gerizekalılara borçluyum. Onlar benim hayatımda önemli birer yapıtaşları oldular hep. Onları sevmeyi de yine onlar sayesinde öğrendim. Gerizekalılar varoldukça kimbiilir daha ne çok erdeme sahip olacağım. İyi ki varsınız ve iyi ki beni deli ediyorsunuz!

Oyuncak Düşleri

Aslında iyi başlamadı.

Son günlerinde uzun soluklu olacağına inandığım korkular beslemeye başlamıştım. Gidip yerinde gördükten sonra daha bir temkinli durmaya çalıştım hayata; her an o kötü haber gelebilecek gibiydi. Kalbim kanatlarını çıkarmış boşlukta sarsılıyordu. Görüp, bilip, anlayıp çaba gösteremezken yaptığım en kolay şeyi yapıyordum bense; tepkisiz kalıyordum öylece..  Her an sevdiklerime bir zarar gelecek endişesi taşıyarak geçiyordu. Hepsini kendi kendilerinden korumak istiyordum. Korkuyordum.

2007’nin gelişi gibiydi 2009’un gelişi. Nasıl korktum bilemezsin. Bir kaç gün geçince rahatladım, korkuyu bu sefer başka bir yerde aradım. Yanımda kızkardeşimle, güvendeydim. Korkacak hiç birşey yok gibiydi. Sesler yumuşadı, az da olsa su serpildi içime.

Ama sonra, tüm bu olan bitenden bağımsız, bir yerde öylece bekleyen sen, vazgeçtin. Apaçık bir biçimde vazgeçtin. Benden mi, kendinden mi, bizden mi vazgeçtin; bilemedim. İlgi bekleyen insanlar, çözülmesi gereken durumların ortasında bıraktın beni. Kızdım mı,hayır. Arada sesim düştü, kalemsiz kaldım, öksürük nöbetleri geçirdim geceler boyu, ama kızmadım. Kızgınlığımı alıp götürdü vazgeçişin.

Olmadığın bir yerde, vazgeçtiğin hayallerimizle bir hayata uyandım.

Evet geldin,2009. Yıllar artık büyük halime geliyor. Küçük kız sevinçleri taşımıyorum artık gelen senelere. beklenti duymuyorum. İstediğim sadece sahip olduklarımın korunması. Sahip olduğum herşeyin bir gün gerçek anlamda elimin altında olması.. Çünkü onlar benim; biliyorum.

Günebakan çiçekleri gibi, gökyüzüne uzatıp başımı karşıladığım 2008 bana çok şey öğreti. 2009’un sensizliği öğretecek oluşunu bilseydim orada öylece bırakırdım bedenimi.