Aforizma VI

Bir kitap düştü yere
Geceydi, hatırlıyorum. Uykuya dirençsizliğim henüz başlamamıştı, sabah erken kalkma telaşlarımda da. Gençtim, değil mi? Sadece güzel olduğumu düşünür, sadece güzel olduğum için sevildiğimi zannederdim. Bunca sene sonra tüm bunları ilahi bir duyguyla besleyip anacağımı hiç tahmin etmezdim. Eteklerim gibiydi aklım, havalanması an meselesi olan. Şimdi aklıma en mukayyet olduğum çağımdayım, o gecenin önünde hayalimde bir beyaz tül perde var. İçerisini tam göremiyor, ama çok güzel olduğunu hep biliyorum. Hiç çıkmamışım gibi o odadan. Bembeyaz bir oda şimdi zihnimde tüm yaşananlar. Mürekkep bile damlamasın masumluğuna diye kalemimi sakladım, sadece dilimde anlatacağım bir masal olsun istedim. Anlatırken küçük kızımızın rüyasına girsin diye özenle seçtim masalın cümlelerini. Bir bir ördüm onları zihnimde, bir ters, bir düz. Dümdüz.

Kapandı bir pencere
Gençtim ya hani, güzeldim. Evi süpürken tüm tozları kanepe altında biriktiren acemiydim bu işte. Düzelsin isterdim, üstünü kapatınca düzelmesini beklerdim tüm hatalarımın. Bana göre üstünü örttüğümüzde kolayca unutulacak olan hatalar aslında gençliğime verilemeyecek kadar büyük adam işiymiş meğer. Bunu sonunda anladım. Ekranda SON yazana dek bütün bunların “koşulsuz sevgi” sandığımın altında kaybolacağını düşündürdüm. Sandığa oturup bekledim uzun süre, gelmedin. Şimdi çocuk olsam oturup beklemeye devam ederdim, usluydum çocukken. Geleceğim dediğinde seni orada sonsuza dek bekleyecek olan çocuk değildim artık. Kalktım.

Ayrıldılar.
Ayaklarımın altından çekildi deniz birden. Suyun benden kaçtığını hissettim, ona yaklaşırken tek istediğim kocaman bir dalganın altında kayıplara karışmaktı. Deniz beni hem çağırıyor, hem suyun altında susuz bırakıyordu. Su tamamen kaybolduğunda deniz de gider mi? Gitmedi deniz, suları çekildi. Ortasında denizin daha önce duymadığım şarkıları söylüyorum, kupkuruyum denizin ortasında. Hemen arkamda  “koşulsuz sevgi” sandığım duruyor, sen geldiğinde içine saklanıp muzurluk yapacağım. Aklım hala çocuk, ama genç değil. Bir daha olmayacak.

Kadın erkeğe dedi ki:
– Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana…
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini…

Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak…

Sen
yürümelisin,
beni bırakarak…

Kadın sustu.