Göz- Kulak oluyorum kendime

photo

Bir ay kadar önce kulağımdan gelen seslerin akıntıyla devam etmesi neticesinde gittiğim doktor, orta kulak iltihabı geçirdiğimi ve birkaç ilaç ve bir damla ile bu süreci atlatacağımı iletti. Tek sorun yaz ortasında 10 gün kadar kulağımı sudan uzak tutabilmekti. Çok sonradan bunun aslında tüm sorunların başlangıcı olduğunu öğrenecektim.

O akıntının başladığı sabahı çok net hatırlıyorum. Belki ağrıdan belki de bambaşka bir nedenden tüm geceyi ağlayarak geçirdim. Sabah uyandığımdaysa göz yaşlarım adeta kulağıma dolmuş oradan akmayı sürdürüyordu. Akıntı güçlendikçe ağrısı artıyor yapılabilecek en mantıksız şeyi yaparak kafamı yastığa bastırıyordum. Bir hafta sonuydu ve yaz vakitleri doktorlar hafta sonlarını şehrin içinde geçirmekten hoşlanmazlardı. Pazartesiyi bekleyip canımın acısını kendi imkanlarım ile hafifletmeliydim. Başardım da.

O hafta boyunca doktorun yazdığı ilaçları kullanıp bir taraftan da sonsuz bir ağrı çekerken ters bir şeylerin olduğunu anlıyor, devamlı doktoru arıyordum, bana bir sorun olmadığını iletiyordu en sakin ses tonu ile. İnanıyordum. Akıntının en şiddetli olduğu günlerden birinde kulağımdan bir miktar kültür alındı, bildiğin pislik işte. Bunun neticesinde bana bu ağrıyı yaşatan mikrobun kimliğini öğrenecektik. Tanıştığımıza hiç de memnun olmadık ama! Beterin en beteri, tedavi edilmesi en güç olan 3 mikrop türü en duyarlı hali ile kulağımın içine konuşlanmışlardı. Birinin devası olacak olan ilaç piyasadan kalkalı 3 sene olmuşken bir diğerininkini sağırlığa varan yan etkileri nedeni ile katiyen tavsiye edilmedi doktorum tarafından. Mikrobun da en belalısını hayatıma çekmiş bulunduğum için bir kere daha şükran duydum kendime. Şansımıza piyasada mevcut ve yan etkisi bulunmayan ilacın tek şartı damarlarıma yalnızca hastanede yatıyor iken verilebilecek oluşuydu. Anlık bir karar ile üst kata çıkarıldım, yatağım geniş, odam ferahtı. O odada 8 gün geçirdim, bedenime her gün 8er kere ilaç enjekte edildi. O günlerde bir sürpriz ise gözlerimden geldi. Kıpkırmızı, kırptıkça kapakları acıyan ve sürekli ağlamaklı olan gözlerim bana hala aynı eziyeti çektirmeye devam ediyor. Ufak bir enfeksiyon sadece. Belki de kulağın mühimliğinden önemsenmeyen. 8. günün sabahında uyandırılarak MR odasına gönderildim. 5 yaşında bir kız gibi ağlayışım fayda etmedi o korkunç şeyin içine girişime. Çok korktum. O günün ortasında kaçar gibi ayrıldım hastaneden. Birkaç gün sonra aldığım MR sonucu ile kapısını çaldığım doktorum “keşke çıkmasa idik” gözleri ile bakarken yitirdim iyi olmaya dair umutlarımı da. Bu lanet olasıca dert ömrüm yettiğince benimle gelecek, arada şiddetlenecek ve hayatı zehir edecekti, tam da hak ettiğim gibi!

Hal böyle ilen önümüzde bayram oluşunu bahane ederek yan çizip birkaç gün koparabildim. Ama şimdi çektiğim bunca acının bir an evet bitmesi isteğime yenik düştüm. İyiye işaret eden hislere yenik düşülmez oysa. Damarlarımdan giren kudret, yerini  birkaç gün sonra yeniden bir hastane odasında  ilaçlara devredecek. O günlerin en kısa sürede sona etmesini dilemekten başka bir çare kalmıyor bana.

Gözlerim el verdiğince okuyacağım yine. Ama yazmazsam çok da önemsenmesin, hasta halim en yakınıma eziyettir benim. Kalemime küsüşüm anlaşılması çok da güç değil.  Siz kendime göz-kulak olduğumu düşününün, şans dileyerek.