Eski, evidir erkeğin

Suskundur eski bazen, gözleri uzağa bakar. Zamanın oltasına takılmış erkek, önceki deneyimlerinden yola çıkarak aklında türlü tilkiler geçtiğini düşünür. Gülümser eski, her seferinde karşısına çıkan bu hallere artık alışmış, zamanın kendine dönmesini bekler.  Sabırdır eski.

Sabır, dünya işi değildir. Sabır, uyanırken yeniden başlar eskinin kalbinde.  Yarasız başlar güne eski bu yüzden. Sabır, öğretir; tamamlar.

Eski zaman aşkları, sabırla beslenir. Özleme yenik düşmez, anlık öfkeleri doldurmazlar kalplerine.   Biz eski zaman kadınları bu yüzden suskunuzdur. Sabır bize suskun olmayı öğretir. Değişen zamana inattır eski bazen, dünyanın daha önce görmediği düşlerdir yarattığımız.

Evimizdir, sevgi. Duvarları sabırdan, penceresinde güneşi eksik olmayan, mutfağı bahara açılan bir yerdir evimiz. Eski, evdir.

Ev, mahremdir. Eski, evidir erkeğin.

Yola düşen kelimeler

Bir sürü insan var etrafta. Yürüyorum. Sabırsız adımlarım. Zamandan bağımsız yaşayayım dediğim aşk, boğazıma kadar dayanmış, nefes alamıyorum. Kavga ediyorum kendimle yol boyu. Eski bir zamandan buraya düşmedim mi ben? Ne çabuk alıştım döngüsüne şimdiki zamanın? İçine çekiyor zaman beni, kanadımı kırmış aşk, gücüm çekilmiş, giderek sıradan, giderek ölümlü olmaya zorluyor.

Çizgiler beliriyor alnımda, bunca duyguyu daha yeni öğrenmişken geçmesin istiyorum zaman. Korkak bir kız çocuğu kalbim, zamandan korkuyor, kahır dolu yıllar korkusu nedir bilir misin? Henüz taptaze olan duygularıma hiç yakıştıramıyorum onları, hep baharda yaşasın istiyorum, hep günebakan çiçeği.

Soğuk işlemiyor henüz bedenime, yürüdüğüm yol boyu bunu düşünüyorum.  Kasım çok güzeldi, hava da itaat etti bana, gönlüme getirdiği baharı paylaştı dünya ile. Peki ya Aralık, neden O gelir gelmez korkulara kapıldım? Düşündüm yol boyu, üşümekten miydi korkum diye.  Yangının ortasında üşürsem bir de, ısıtır mı elin diye? Ellerini düşündüm yol boyu, ne çok sevmiştim.  Seni hep seveceğimi onlara dokunduğumda anladım.

Mutsuz muyuz sorusunu kesinlikle hayır olarak yanıtlamak isterdim.  Üzerimizde bir ölü toprağı olduğunu saklayamıyoruz ne kadar istesek de. Aslında ben çok başarılıyımdır mutsuzluğu saklamakta. Ama şimdi, öyle gerçek duygular yaşıyorum ki, hiçbir alanda olmasın istiyorum yalan. Her şey gerçek olsun, yüzümden ne okunursa okunsun istiyorum. İşte bu yüzden, dünya mutsuz görebilir bizi.  Bizi; beni, kalbimi.

Yolun ucu neresi, bilmiyorum. Yürüyorum, insanların arasında. Gerçek olmayan yüzlerin ortasından gözüm yaşlı geçiyor olmaktan gurur duyuyor, şükrediyorum kalbime dolan bu duyguya.

Sense unutulduğunu sanıyorsun oturduğun yerden. Haberin yok.  Yürüyorum yolda, kelimelerim dökülüyor yerlere. Haberin yok. Ben uzaklaşıyorum kendimden, yeniliyorum “yeni”ye, alışıyorum basite, sıradan kuruyorum cümlelerimi belki sana.. Ama bir tek o gitmiyor elimden.

Terk etmiyor bir tek, sevdan beni.